Dünyanın artık küçüldüğünü, bu noktada istediğimiz her malı dünyanın herhangi noktasına kolaylıkla satabileceğimiz aynı zamanda kolaylıkla satın alabileceğimiz bir süreç yaşadığımızı söyleyebiliriz. Dünya düzeni böyle değişirken müşterilerde değişmekte, istek ve arzularında farklılaşmaların olduğunu görüyoruz. Bu farklılaşmayı yakalayıp dünyanın gerisinde kalmamak ve müşterilerimizin gereksinimlerini tespit edebilmek için Müşterinin Sesine kulak vermemiz gerekliliği her geçen gün çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta.

Eskiden belki gönül bağımızın olduğu bakkallardan alışveriş ediyor iken, şu an da evimizin banyosundan ister yiyecek siparişi, isterseniz de aracımıza bir paspas sipariş edebilmekteyiz. Bu kadar hızlı ilerleyen teknolojiyi nasıl takip edeceğini bilemeyen orta ve üstü yaş grubundaki üretim yöneticileri bu noktada yeni nesilden birçok konuda destek almaya başladı bile.

Müşterilerimizin bu yeni süreçte gerçekte kim olduklarını, neyi nasıl yaptıklarını, hangi ürünü; ne zaman ve nasıl aldıklarını, harcayabilecekleri bütçelerini, hangi ürünü alırken kendilerini iyi hissettiklerini, bizlerden ne beklediklerini, bizim hakkımızda ne düşündüklerini, bizim rakiplerimiz hakkında neler düşündüklerini bilmemiz gerekiyor.

Müşteri ihtiyaçlarından uzaklaştıkça aslında müşterimizden de uzaklaşmış oluyoruz. İçerisinde bulunduğumuz dönem bu yoğun rekabetin getirdiği yeniliklere ayak uydurmak konusunda bizleri olabildiğince zorlamakta, iş yapış şekillerimizde köklü değişiklikler yapmamızı gerektirmekte.

Yapılan araştırmalar, Dünya’da başarılı şirketlerin temelinde şu 3 noktanın belirginleştiğini ve kendilerini bu noktalarda daha güçlü kılabilmek adına bu yöne doğru evrildiklerini görebilmekteyiz:

  • Müşterilerini, Rakiplerini ve Kendilerini çok iyi tanıyor ve sürekli kendilerini geliştiriyorlar,
  • Teknolojiyi ve yazılımları kullanıyorlar,
  • Satış sonrası hizmete önem vererek müşterilerine Güven

 

  1. İlker GÜNEŞTAN

Board Member  l  Marketing and Institutional Communication